Osteopati arşivleri - Koza - Sağlıklı Yaşam ve Egzersiz Merkezi

Haziran 18, 2019
skolyoz-görsel.jpeg

Skolyoz omurganın kendi etrafında sağa-sola ve kendi etrafında da dönmesiyle oluşan bir deformitedir. Sebepleri genellikle bilinmemekle birlikte, çocukluk-ergenlik döneminde farkedilir. Genellikle kız çocuklarında erkeklerden daha fazla görülür.

Skolyoz nasıl farkedilir?

Skolyozun kesin tanısı Dr kontrolünde çekilen röntgen ile konulur. Fakat skolyozu ailenin yada kişinin kendisinin farketmesi gerekir. Bunu için  kişinin yapması gereken şey, ayna karşısında çıplak bir şekilde vücudunu incelemektir. Sıklıkla omuzlarda simetri görülür. Birisi önde, aşağıda, yukarda yada geride  olabilir. Bel çukurları eşit hizada değildir, kol ve bel arasındaki mesafe her iki tarafta farklı uzunluktadır.  Kalça seviyeleri farklı olabilir, birisi aşağıda birisi yukarıda olabilir. Yada kişiyi ebeveyni arkadan bakarak da inceleyebilir. Arkadan bakıldığında sıklıkla dikkat çeken asimetri , kürek kemiğindeki asimetriler ve sırttaki kamburluk olacaktır. Böyle bir durumda, kesin tanı için ortopedi uzmanına gitmek gerekir.

 

Skolyoz  Tedavisi Nasıl Yapılır?

Skolyoz tedavisinde günümüzde en sık tercih edilen ekol,  Schroth yöntemidir. Schroth yöntemi , Katharina Schrot tarafından 200 sene önce bulunmuş ve geliştirilmiştir. Peki schroth yönteminde hastalar nasıl ele alınır?  Hastaların deformiteleri 3 boyutlu olarak değerlendirilir. Öncelikle primer eğrilik röntgen üzerinde fizyoterapist/schroth terapisti tarafından  belirlenir.  Hastanın vücut  farkındalığı ayna karşısında öğretilir , eğriliklerini duruşunu ayarlayarak düzeltmesi ve  iki tarafa da eşit ağırlık vermesi sağlanır. Buna self-correction denir. Bu, günlük yaşamda da sürekli olarak kullanması gereken duruştur. Bundan sonra ise eğriliklerine göre mobilizasyonlar (fizyoterapistin el ile yaptığı hareketliliği arttırıcı manevralar),  nefes egzersizleri,   omurgayı düzeltici egzersizler  (kolların, bacakların ve omurganın pozisyonlanarak yapıldığı) yapılır. Bu egzersizler,  duvara monteli barlar, uzun sopalar,  destekleyici  yastıklar, minderler vs gibi ekipmanlar kullanılarak yapılır.

Schroth Yöntemi Kimlere Uygulanır?

Schroth yöntemi  ‘adölesan idyopatik skolyoz’ (sebebi bilinmeyen ) teşhisi  konmuş  her yaştaki skolyozlu bireylere uygulanabilinir.  Koza Sağlıklı Yaşam ve Egzersiz Merkezinde alanında uzman Schroth terapistleri tarafında skolyoz tedavisi yapılmaktadır. Skolyozda erken teşhis ve erken terdavi önemlidir.  Aksi takdirde ilerleyerek kişilerde ciddi deformitelere ve fonksiyon bozukluğuna sebep olabilir.

 


Haziran 27, 2018
skolyoz.jpg

 

Skolyoz omurganın olması gereken düzlemden sapması demektir. Sağa veya sola eğrilirken aynı zamanda kendi ekseni etrafında da döner.  Bir omuzun diğerinden yüksek olması yada bel çizgilerinin yükseklik farkı, sırtta bir tarafta daha fazla olan kamburluk gibi belirtirlerle kişilerin dikkatini çeker. Kesin tanısı röntgen ile konur.

Nöromusküler olması dışında genelde tam sebebi bilinmez. Bazı osteopatlara göre ayak bileği kemiği (talus), pöç kemiği (sakrum) ve çene kemiği ekleminin birbirleriyle olan 3 farklı düzlemdeki uyumsuzluklarından kaynaklanır. Yani bu üç kemik vücutta olması gereken eksenden kayarsa omurga bu uyumsuzluğu tolere etmek için kendini eğriltir. Aynı şekilde kafa içinden SSB denilen bir eklemdeki uyumsuzluğu tolere etmek için de gelişim sürecinde eğrilerek büyüdüğünü söyleyen uzmanlar var. Tabi bunların hepsi hipotez, yine de göz ardı edilmemesinde fayda var.

Skolyozlu birey gelişim çağındaysa yada daha çocuksa eğriliğin açısına, yönüne ve yerine göre çalışılarak eğrilik durdurulur hatta geriletilebilir. Sadece egzersiz yapmak yeterli değil. Hastaya mobilizasyonlar, yumuaşk doku teknikleri, kaburgalar ve arasındaki kasların gevşetilemesine yönelik çalışmalar, farkındaık ve denge egzersizleri, simetri algısı vs vs gibi daha birçok çalışma yapılmalıdır.

Koza sağlıklı yaşam ve egzersiz merkezinde fizyoterapist osteopat olarak biz, skolyozu sadece eğrilik olarak değil, bu eğriliğin oluşmasına sebep olan durumları da inceliriz. Pelvis asimetrileri, bacak boyu faklılığı gibii asimetriler skolyozda beklenen durumlardır fakat bazen sonuç değil sebep olabilir ve sonradan kişide skolyoz gelişmiş olabilir. Biyomekanik bir problem olmaksızın kişinin vücut algısı zayıftır yada tamanen duruşa bağlı gelişmiş olabilir.

Skolyoz tek başına bir ağrı sebebi değildir sadece adaptasyon sürecinde tek başına ağrı oluşturabilir fakan 30 yaşına gelmiş birinin çok önceden tanısı konmuş bir skolyozu var ise ağrısı skolyozdan kaynaklanmaz, eğrilik başka bir omurga problemini tetikleyebilir yada arttırabilir. Bel ağrısı şikayetiyle giden bir hastada mr da hiçbir problem yok sadece skolyoz varsa kişinin yaşı ve diğer durumlarına göre ağrısı tekrar değerlendirilmeli.  Yada manuel terapiye alınacak kişide skolyoz varsa maniplasyon çok dikkatli yapılmalıdır.

Skolyozlu bireylerde omurganın içinde seyreden omurilik yanı dura da gerilimler olur. Bu gerilimler baş ağrısına sebep olabilir. Bu yüzden skolyoda kraniosakral tedaviler uygulanması yararlı olur. Kraniyosakral terapi; kraniyal (kafatası) ve sakrum (belin altındaki pöç  kemiği) kemiklerine yumuşak dokunma hareketleri ve mobilizasyonlar ile yapılan bir manuel terapi yöntemidir.

Unutmayın ki vücut bir bütündür. Bir yerde olan bozukluk düzeltilmedikçe başka bir yeri bozmaya başlar. Bu sebeple bütüncül yaklaşım ve nedene yönelik tedavi çok önemlidir.


Haziran 12, 2018
bel-son-1280x720.jpg

 

Eskiden bel boyun fıtığı ve radiküler  (kök problemi) olanlara yaklaşık 60 gün yatak istirahati verilirmiş ki tamiyileşme sağlansın diye. Şimdi ise günümüz koşullarını da hesaba katınca genelde 1 hafta kadar istirahat veriliyor. Disk problemi olan kişiler üzerinde yapılan araştırmalarda daha çok yatak istirahati yapanların az yapanlara oranla daha kısa sürede iyileştikleri gözlemlenmiş. Hastalık kronikleşmeden akut durumda ne kadar yatak istirahati o kadar diske az yük binmesi demek.

Peki  ağrı tek başına fıtık olduğuna işaret eder mi? Hayır. Disk patolojilerinde bir disk probleminiz var ise muayene omurun üstüne basttığınızda genelde hassas ve acılıdır. Bası büyükse bazen tuttuğu bölgeye göre yayılım olabilir. Omurlardaki faset eklem blokajları , artrozal durumlar (kireçlenme) Spondiloz durumları (kaymalar), kırıklar, çarpmaya düşmeye bağlı yumuşak doku ve eklem içi ödemler  de ağrı yapabilir. Problemin olduğu yere göre yine sinir tutulumu olabilir. Birtakım fonksiyonel, dinamik ve nörolojik testlemelerle  ( bu testler  kişiyi belli pozisyonlara alarak yapılır.) ağrının kaynağı disk patolojisi mi anlaşılabilinir. Yada ayakta bir yana eğildiğinizde ağrı hafifler diğer yana eğildiğinizde artar, sabit durma ve oturmayla artar, omurga yanındaki kaslarda tonus artışı vardır.

Diyelim kişide bir fıtık problemi var, osteopatik  olarak fıtığın olduğu segmentteki omurla çalışılmaz. Fıtığın olduğu omur genelde hipermobildir (fazla hareketli.) Bir alt ve üst segmentindeki omurlar hipomobildir. Osteoapati yaklaşımında fıtığın olduğu değil genelde çevre dokulardan çalışılır ve iyileşme sağlanır.  Çevre segmentlerden çalışmayla Beta  hücreleri arka boynuzlara uyarı gönderir ve internöronlarla ağrıda inhibisyon (baskılama) geliştirir. Fıtığın olduğu bölgeye direkt maniplasyon yapmak ne kadar doğru?  Mr sonucu yok yada iyi muayene edilmemiş hatta bazen hiç muayene edilmemiş güvenlik tesleri ve nörolojik testler yapılmamış bir kişinin omurlarını maniple etmek diski yırtmaya daha çok yaralanmaya sebep olmaz mı? Hele ki bir de bu maniplasyon deneyimsiz ve yeterli eğitim almayan kişilerce yapılıyorsa… İlk başta Nörorefleks yolla ağrı azalabilir fakat  sonrasında hastayı takip edenler ağrının yayılımın arttığını görebilirler. Bu sebeple doğru kişiye problemin doğru evresinde maniplasyon yapılmalıdır. Başta mobilizasyonlar yumuşak doku çalışmaları yada başka osteopatik yöntemler  ile yaklaşmak önemlidir.  Belli aralıklarla yapılan kollajen arttırıcı ve ödem azaltıcı egzersizler ile tedavi desteklenmeli yara iyileşmesi sağlanmalıdır.

Manuel terapilerin yanında olmazsa olmaz 2. Faktör beslenmedir. Kişi bu evrede dokuya iyi kan akışı sağlamak için karbonhidratsız sağlıklı besinler tüketmeli ve bol su içmelidir.


Haziran 6, 2018
bağırsak.jpg

 

Günümüzde bağırsakların 2. Beynimiz olduğu kabul görmekte ve bağırsakların hastalığın oluşumunda ve iyileşmedeki rolü üzerinde modern tıpta pek çok çalışma yapılmaktadır.

Peki bu bağırsaklar nasıl çalışıyor ve nasıl bir yapıya sahip? Osteopatlar bağırsak fonksiyonlarına nasıl yaklaşıyor?

Bağırsaklarımız  12 parmak bağırsağı (duedonum) , ince bağırsaklar (jejenum ve ileum) ve kalın bağırsak (kolon) olmak üzere 3 yapıdadır. Özet haliyle besinler mideden sonra duedonuma geçer oradan jejenumda ince parçalara sindirilir ve ileumda gerekli emilimler yapılır ve kolona gönderilir. Kolonda daha çok sıvı emilimi yapılır . Bizler strese girdiğimizde kötü beslendiğimizde yada herhangi bir hastalık durumunda bağırsaklar sadece fonksiyonunu iyi yapamaz fakat çalışmaya devam eder. Örneğin sıvı emilimi yeterli olamayabilir ve  sıvı emiliminin iyi olmadığını ciltteki kuruluktan anlayabiliriz. Ayrıca aksonoplazmik sıvıda da azalma olur ve sinir sisteminin sıvı kaybına tahammülü yoktur, sıvı kaybında da ağrı artabilir gibi… Tüm bu fonksiyonlar otonomik yani istemsiz şekilde gerçekleşir. Bu disfonksiyonlar bize şişkinlik, gaz, karında rahatsız bir his, ishal, kabızlık gibi semptomlar verir. Söylediğim gibi bunlar birer semptomdur. Kabızlığı yada şişkinliği yaratan altta bir sebep vardır ve biz o sebebi yok etmediğimiz sürece birtakım problemleri yaşamaya devam ederiz. Bağırsak disfonksiyonu yaratan 2 ana faktör vardır: 1. Kötü beslenme 2. Hareketsizlik

Karbonhidrat ağırlıklı ve sık aralıklarla beslenme bağırsak kıvrımları ve fasyası arasında yapışıklığa neden olur. Bir de az su içiyorsanız durum daha kötüye gitmeye başlar. Vücutta her organın olduğu gibi bağırsakların da innervasyonunu sağlayan (nöral uyarımını) omurga seviyesi vardır. Duedonum Torakal  9. 10. 11. Ve  12.  omurdan, ince bağırsaklar Torakal 7. 8. 9. 10. 11. Ve 112. Omurdan, kalın bağırsaklar da omurlardan ve sakrumdan innerve olur ve bağırsaktaki bozukluk bu omurlara yansıyarak bel-sırt ağrısı olarak kendini gösterir. Tabi içinden geçen damar Sinir paketlerinin gittiği kas iskelet sistemi bölgesine göre ve komşu organın ilişikli yapılarını da etkileyerek bozuyor.

Kalın bağırsakta iki önemli nokta olan çekum ve sigmoid psoas denilen bir kasın üzerinde  dururlar. Özelikle kabızlıkta gaita uzun süre beklediğinde toksikler kasın içersine girmeye başlarlar, yada bağırsağın bu noktaları sert ise o zaman da kasın hareketi kısalır ve bel ağrısı olarak karşımıza çıkar. Bazı bel boyun ağrılarında hiçbir patoloji yokken ağrının varlığının açıklaması bağırsak yada başka bir organ olabilir. Hastayı iyi sorgulayıp bütünsel değerendirip bağırsak mobilitesine  (hareketliliğine) bakılması gerekir.


Mayıs 7, 2018
687315.jpg

Temporamandibular eklem yani çene eklemi problemleri günümüzde çok yaygın.  Hem özel yaşantımızda hem sosyal yaşantımızda hem de iş çevresinde artan stres faktörleri diş sıkmaya , gıcırdatmaya sebep oluyor. Hatta bazen bu o kadar ileri düzeye çıkıyor ki çene sıkma kası, özellikle masseter o kadar spazma giriyor ki yanakta yumru gibi bir şişlik oluşuyor. Çiğneme kasımız vücudumuzdaki en güçlü birkaç kastan birisidir. Hastaya genelde gece plakları verilerek diş sıkmanın çenede yarattığı baskı azaltılıyor. Son zamanlarda daha sık başvurulan yöntemlerden biri de botox. Botox ile kasılan kas gevşetiliyor. Ne olursa olsun sorulması gereken soru şu? Kişi neden dişlerini sıkıyor, neden çenesi ağrıyor, psikolojik bir problemden ötürü mü yoksa alışkanlık mı? Yada vücudun bir yerindeki rahatsızlığa verilen tepki mi?

Bağırsak parazitleri, alerjiler, sindirim problemleri, emilim problemleri, gaz-şişkinlik  şikayetleri kişide çene problemleri yaratabiliyor. Serotonin yani mutluluk hormonu bağırsaklarda üretilir  ve bağırsağın fonksiyonunu iyi yapamadığı durumlarda bu hormon yeterli üretilemez. Kişide var olan emosyonel problemin üzerine serotonin eksikliği bir takım duygu durum karmaşasına sebep olabilir. Yada boyun-hyoid-çene eklemini oluşturan kemiklerdeki disfonksiyon, dişlerdeki oklüzyon problemi (alt üst çenenin doğru kapanmaması)ve en önemlisi travmatik bir durum da çene ekleminde ağrıya, sese ve kısıtlılığa yol açabilir. Çiğneme ve konuşma esnasında ses gelmesi genelde kasların fonksiyonunu iyi yapamamasından olur, eklemdeki artroz yada disklerdeki yırtılma da sese sebep olabilir. Ayrıntılı bir anamnez ve muayene sonucu, patolojik bir durum söz konusu değilse manuel terapi yaklaşımlarıyla çözüm bulabilme şansınız olduğunu unutmayın.

 


Mayıs 5, 2018
halluks-valgus.jpg

 

 

 

Halluks valgus yani ayak başparmağı deformitesi, başparmak eklemlerinin şekil değiştirmesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Akut durumda ağrıya genellikle enflamasyon eşlik eder. Sadece ağrı değil aynı zamanda ciddi bir kozmetik problemdir. Ayak başparmağına yapışan kasların çekiş açısının değişmesi  halluks valgusa yol açar. Deformiteyi , sık sık topuklu ve ucu sivri ayakkabı giymenin yarattığı söylense de bu sadece deformiteyi arttırıcı bir faktördür. Şöyle ki halluks valgusu olan insanlar devamlı topuklu ayakkabı giyen insanlar mı?  Öne ve aşağı sarkan yağlı karın,  fazla kilosu olanda görülebildiği gibi  mesanesi , bağırsağı, pelvis organları vs pitoza gitmiş zayıf kişilerde de  görülebilir. Bu nasıl olabiliyor?

Vücut öne sarkan karnı frenlemek için yani ağırlığı arkaya doğru biraz alıp vücudu dengelemek  için ayak taban kaslarını fazla kasar. Şimdi ayakta durun, karnınızı öne doğru abartarak çıkartın ve ayak tabanınızdaki kasları nasıl fazla kastığınızı hissedin. İşte normalin üzerindeki bu çekişler kas dengesizliğine yol açar. Neden yalnızca baş parmak deformiteye gider?  Kilosu 60 olan bir insan düşnelim.  30 kilo sağ 30 kilo sol ayak yük taşır, bunun yaklaşık 20 kilosunu ayak başparmağı alır, yani en fazla yük başparmağa biner.  Deformite çok ileri ise hasta genelde cerrahiye gider, buna hekim karar verir. Deformite ileri değilse parmak makaraları, bantlamalar, ayak tabanı kaslarının fasyal gevşetilmesi ve ardından dengeli olarak kas güçlendirerek fizik tedavi çalışmaları yapılabilinir.. Fakat önemli olan  bu deformiteyi neyin yarattığını bulmak olmalıdır…Daha detaylı bilgi için Antalya Koza Sağlıklı Yaşam ve Egzersiz Merkezini arayarak fizyoterapistiniz ile görüşebilirsiniz.